Türkiye’de siyaset sahnesi son yıllarda pek çok gölgeyle, pek çok iddiayla şekilleniyor. Bu gölgelerden biri de zaman zaman Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in üzerine düşüyor.
sosyal medyada Bakan Güler hakkında şehit Annesine parmak salladı şeklinde çıkan haberlerden sonra,
“FETÖ bağlantısı var mı?” sorusu sosyal medyada, bazı köşe yazılarında, kimi siyasi tartışmalarda tekrar tekrar gündeme getiriliyor. Fakat tartışmanın her yeni dalgasında aynı soru aklıma geliyor: Bir iddianın gerçekliği değil, neden sürekli dolaşıma sokulduğu daha önemli değil mi?
Son altı ayın haber akışına bakıldığında, Yaşar Güler’in FETÖ’ye dair duruşunun oldukça net olduğu görülüyor. Güler, hem 15 Temmuz’un yıl dönümünde hem de farklı açıklamalarında “FETÖ iltisaklı tek bir personel kalmayana kadar mücadele devam edecek” diyen bir isim. Dahası, darbe girişimi gecesi FETÖ mensubu darbeciler tarafından hedef alınmış, kaçırılmış, Akıncı Üssü’ne götürülmüş bir komutan. Yani, tarihin tanıklıklarıyla konuşmak gerekirse, FETÖ’nün yanında değil, karşısında duran bir asker.

Peki bu tabloda sorun nerede? Sorun, Türkiye’de bilgi ile algı arasındaki makasın her geçen gün daha da açılması. Bir yanda resmi açıklamalar, darbe gecesi yaşananlar, Güler’in FETÖ davalarında “şikayetçi” olarak ifade vermesi; diğer yanda ise sosyal medya ve bazı siyasi figürlerin dolaşıma soktuğu belirsiz, kanıtsız iddialar. Bu iki dünya birbiriyle çelişiyor. Hatta çoğu zaman birinin sesi diğerini bastırıyor.
MKE’de ortaya çıkan casusluk skandalında bile okların Güler’e çevrilmeye çalışılması, aslında Türkiye siyasetinin bir diğer gerçeğine işaret ediyor: Sorumlu aramaktan çok, sorumluyu işaretleme refleksi. Henüz somut bir bağlantı ortaya konmamışken, üst düzey isimlerin bile spekülasyonların içine çekilmesi artık bir alışkanlık hâline geldi. Bu alışkanlık, hem kurumların saygınlığını hem de kamuoyunun sağlıklı bilgiye erişimini zedeliyor.
Bütün bunlar, Yaşar Güler’in hatasız olduğu veya eleştirilemez olduğu anlamına gelmiyor. Elbette her bakan gibi onun da tartışılması, politikalarının sorgulanması, atamalarının incelenmesi gayet doğal. Ancak eleştirinin zemini bilgiye mi dayanıyor, yoksa siyasi pozisyonlara ve sosyal medya akışına mı? Asıl sorulması gereken soru budur.
Bugün Yaşar Güler’e yöneltilen FETÖ suçlamalarının dayandığı güçlü bir veri yok. Ama bu suçlamaların ısrarla dolaşımda tutulması, Türkiye’de bilgiyle manipülasyonun nasıl yan yana yürüdüğünü gösteriyor. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, iddiası ne olursa olsun önce kanıtı görmek, sonra hüküm vermek. Çünkü gerçek ile algıyı ayıracak olan da, geleceğimizi şekillendirecek olan da budur.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.