Sosyal medyada son günlerde tartışmaya açılan Rahmetli MÇP-MHP nin ilk kurucu Genel Başkanı Rahmetli Alparslan TÜRKEŞ'in 80 ve 90 lı yıllarda sıkça dile getirilen Türkiye Cumhuriyeti Devletinin resmi dili değiştirilsin tartışmaların açıklık getirmek için yaptığı konuşma sık sık paylaşılmaya başladı.
Ama Fakat,
Türkiye’de bazı tartışmalar vardır ki, görünürde “hak”, özünde ise devletin sinir uçlarıyla oynama girişimidir. Resmî dil meselesi de tam olarak bunlardan biridir. Konu ne bir etnik kimliktir ne de bir ana dili konuşma meselesi… Konu, devletin kendisiyle ilgilidir.
Rahmetli Alparslan Türkeş’in yıllar önce dikkat çektiği nokta tam da burasıdır. Türkeş, “Kürt kardeşlerimiz” ifadesini özellikle ve bilinçli kullanırken, aynı cümle içinde şunu da net biçimde söyler:
Devletin dili tektir. Bu, inkâr değil; devlet olmanın asgari şartıdır.
Türkeş’in konuşmalarında sıkça başvurduğu bir karşılaştırma vardır. Amerika Birleşik Devletleri…
ABD’de;
İspanyolca konuşanlar vardır,
Almanca konuşanlar vardır,
İtalyanca, Fransızca, hatta onlarca farklı ana dil konuşan topluluklar vardır.
Herkes, kendi ana diliyle kendi arasında konuşur. Buna kimse karışmaz.
Ama kimse çıkıp da şunu söylemez:
“Bizim konuştuğumuz dil de resmî dil olsun.”
Çünkü herkes bilir ki:
Ana dil ayrı bir şeydir,
resmî dil ayrı bir şeydir.
İşte Türkeş’in ABD örneği tam olarak bu ayrımı anlatmak içindir. Mesele kültür değil; devlet düzenidir.
Üniter Devletin Kırmızı Çizgisi
Bir ülkede resmî dil tartışması başladığında, bu tartışma masum kalmaz.
Önce “dil” denir, sonra “bölge” denir, ardından “yetki” konuşulur.
Tarihte bunun sayısız örneği vardır.
Türkiye Cumhuriyeti;
Türk’üyle,
Kürt’üyle,
Laz’ıyla,
Çerkez’iyle,
Arnavut’u,
Türkmen’iyle
ortak bir kaderin adıdır.
Bu ortak kaderin harcı ise tek devlet, tek hukuk, tek resmî dil anlayışıdır. Bu anlayış bozulduğunda, kim kazanır?
Ne Kürt kazanır, ne Türk…
Kazanan sadece dış akıl olur.
Bizi Bize Düşman Etme Planı, Bugün yapılan şey çok nettir:
Bizi bize düşman etmek istiyorlar.
Türk’ü Kürt’e, Kürt’ü Türk’e,mezhebi mezhebe, kimliği kimliğe kırdırmak istiyorlar.
Amaçları.
Devleti zayıflatmak,
Milleti parçalamak,
Sonunda “koruyucu”, “arabulucu”, “hakem” rolüyle bu coğrafyaya çökmek.
Dil tartışması bunun sadece ambalajıdır.
Oysa bu topraklarda mesele nettir:
Biz farklılıklarımızla birlikte aynı bayrağın altındayız.
Aynı şehit mezarlarına bakıyor,
aynı acıyı yaşıyor,
aynı geleceği kurmak zorundayız.
Alparslan Türkeş’in söylediği ve bugün de geçerli olan gerçek şudur:
Resmî dil meselesi, bir kimlik meselesi değil; devletin bekası meselesidir.
Ana dil, evde konuşulur.
Kültür, yaşatılır.
Ama devlet;
tek hukukla,
tek resmî dille,
tek millet bilinciyle ayakta durur.
Bu denge bozulursa, geriye ne kardeşlik kalır ne de vatan.
Ve herkes şunu bilmelidir:
Bu milletin Türk’ü de, Kürt’ü de, Laz’ı da, Çerkez’i de aynı gemidedir.
Gemiyi delene değil, gemiyi birlikte yüzdürene ihtiyaç vardır.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.