DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları'nın, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü kapsamında yaptığı konuşmada söylediği:
TRHT : “Geliyoruz, çünkü korkmuyoruz! Yürüyoruz, çünkü geceler de bizim sokaklar da!”
“Saldırılara karşı tüm tarihsel kazanımlarımızı savunduk, savunmaya devam edeceğiz.”
sözleri, kadın mücadelesinin güçlü bir parolası olarak görülse de, İmralı görüşmesinin hemen sonrasına denk gelmesi sebebiyle siyasetin karmaşık okumalarına da kapı araladı.
Toplumun geniş kesimleri terörün tamamen sona ermesini beklerken, her ifade daha dikkatli tartılmalıydı.

Kardeşliği Bozacak Değil, Düzeltecek Konuşmalar Yapın
Terörün Gölgesinde Sorumluluk Daha Büyük
Türkiye, yıllardır terörün ağır yükünü taşıyor. Kaybedilen canlar, yitirilen güven ve yaralanan kardeşlik bağları, sadece rakamlarla anlatılamayacak acılar. Bu karanlık mirasın üzerine siyaset, her sözü tartılarak konuşmak zorunda. Çünkü bugün söyleyeceğiniz bir cümle, yarın milyonların vicdanında yankılanacak.
Sözleriniz Toplumun Geleceğini Şekillendirir
İmralı Komisyonu’nun 18 toplantısı ve Abdullah Öcalan’la yapılan görüşmeler, hassas bir sürecin parçası. Bu sürecin hemen ardından yapılan açıklamalar, ister kadın hakları mücadelesini yüceltmek niyetinde olsun, ister başka bir amaç taşısın, kamuoyu tarafından farklı algılanabilir. Burada sorumluluk büyük: Konuşmalarınız, kardeşliği bozacak değil, pekiştirecek şekilde olmalı.
Kadın Mücadelesi, Terörün Aracına Dönüştürülmemeli
Kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesi, hepimizin ortak değeridir. Ancak bu değer, siyasetin veya terörün manipülasyonuna kurban edilmemeli. “Geliyoruz, çünkü korkmuyoruz! Yürüyoruz, çünkü geceler de bizim sokaklar da!” gibi güçlü ifadeler, doğru bağlamda okunmazsa toplumsal gerginlik yaratabilir. Kadın mücadelesi, toplumun birleştirici gücü olmalı, ayrıştırıcı değil.
Kutuplaştırmak Yerine Yakınlaştırın
Türkiye’nin doğusu ile batısı, tarih boyunca kardeşti. Bugün yapılması gereken, zaten açık olan yarıkları kapatmak, köprüleri güçlendirmek ve ortak paydada buluşmak. Siyaset, kutuplaştırma aracı olmaktan çıkıp toplumu birleştiren bir sorumluluğa dönüşmelidir.
Barış, Sadece Vicdanla İnşa Edilir
Barış, söylemle değil; sorumluluk, olgunluk ve toplumu birleştiren kararlılıkla gelir. Eleştirel bir bakışla; her sözün etkisini hesaba katmak, analitik düşünmek ve olası sonuçları öngörmek artık bir zorunluluk. Aynı zamanda, edebi bir derinlikle ifade etmek, toplumun vicdanına dokunmak, güven inşa etmek için de gereklidir.
Toplumsal Yarıkları Kapatmak Önceliğimiz Olmalı
Siyasetçiler ister kadın haklarını savunsun, ister demokratik taleplerini dile getirsin; her söz, Türkiye’nin yarınlarına umut vermeli. Bu ülkenin vicdanı artık terörün hiçbir bahaneyle sahneye dönmesine tahammül edemez. Bugün yapılması gereken, kardeşliği pekiştirecek, toplumsal yaraları iyileştirecek ve terörün kökünü kurutacak konuşmalar yapmak.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.