“Davulun sesi uzaktan hoş gelir.”
Asgari ücret masası da dışarıdan bakıldığında öyledir. Toplantılar yapılır, kameralar kurulur, “sosyal diyalog” denir. Ancak masanın başına oturan bilir ki, taş yerinde ağırdır ve o taş yıllardır aynı taraftadır.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısı ortadadır. Beş hükümet, beş işveren, beş işçi temsilcisi… Kağıt üzerinde denge var gibi görünür. Ama kararlar çoğunlukla alınır. Yani “iki el bir baş içindir” denilen yerde, bir el baştan sayılmamaktadır.
Burada sorulması gereken soru şudur:
“Terazinin bir kefesi baştan ağırsa, tartının doğru çıkması mümkün müdür?”
Anayasa açık konuşur. Türkiye Cumhuriyeti bir sosyal hukuk devletidir. Sosyal devlet, “idare eder” demek değildir. “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” diyen bir anlayışı hukukla güvence altına almaktır. Asgari ücret ise sadaka değil, insan onurunun alt sınırıdır.
Uluslararası sözleşmeler de aynı noktaya işaret eder. ILO der ki:
Ücret belirleme süreçleri etkin katılım ve gerçek pazarlık içermelidir. Sonucu baştan belli bir masada oturmak, “armut piş ağzıma düş” demek değildir; olsa olsa figüranlıktır.
Türk-İş ve Hak-İş’in masaya oturmama kararı işte bu yüzden ortaya çıkmıştır. Bu bir küskünlük değil, “ya bu deveyi güdersin ya bu diyardan gidersin” demektir. Yani: “Bu düzenle olmaz.”
Elbette madalyonun öbür yüzü de vardır.
“Meydan boş kalırsa, at koşturan çok olur.”
İşçi masada yoksa, karar yine alınır. Defter kapanır, tutanak tutulur, rakam ilan edilir. Sonra da denir ki: “Uzlaşı sağlandı.”
Ama soralım:
“Zorla güzellik olur mu?”
Asıl mesele sendikaların kalkıp gitmesi değil; neden kalkıp gitmek zorunda bırakıldıklarıdır. Eğer gerçekten “ortak akıl” isteniyorsa, yapılması gereken bellidir:
1-İşçi onayı olmadan karar alınmamalı,
2-Açlık ve yoksulluk sınırı görmezden gelinmemeli,
3-Sosyal devlet lafla değil, usulle gösterilmelidir.
Aksi hâlde “eski hamam, eski tas” devam eder.
Her yıl aynı masa, aynı fotoğraf, aynı cümleler…
Ama mutfakta tencere kaynamaz.
Unutulmamalıdır ki:
“Adalet mülkün temelidir.”
Adaletin olmadığı yerde rakamlar hukuken geçerli olabilir; ama vicdanen hükümsüzdür.
Asgari ücret yalnızca bir ücret değildir.
Devletle emekçi arasındaki güven sözleşmesidir.
Ve güven bir kez kırıldı mı,
“kırılan camın yaması olmaz.”
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.