Türk siyasetinde zaman zaman eleştiri sınırlarını aşan, mesnetsiz iddialara ve çarpıtmalara dayanan açıklamalarla karşılaşıyoruz. Son günlerde CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan söylemleri de bu talihsiz örneklerden biri olarak kayıtlara geçmiştir. Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’in bu açıklamalara yönelik ortaya koyduğu net ve vakur duruş ise, siyaset ile devlet adamlığı arasındaki farkı bir kez daha gözler önüne sermiştir.
Dış politika; sosyal medya diliyle, iç kamuoyuna dönük hamasi söylemlerle ya da ideolojik önyargılarla yürütülecek bir alan değildir. Bu alan; tarih, diplomasi, devlet geleneği ve millî menfaatler üzerine inşa edilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası meselelerde sergilediği duruş da tam olarak bu anlayışın bir sonucudur. Kişisel polemiklerden uzak, hukuka ve egemenlik haklarımıza dayalı bir çizgi, Türkiye’nin dış politikasının temel omurgasını oluşturmaktadır.
Buna karşın, ülkesini yabancı başkentlerde şikâyet etmeyi siyaset sanan anlayış; millet iradesini yok sayan, devlet vakarından uzak bir zihniyetin yansımasıdır. Özgür Özel’in, Türkiye’yi başka güçlerin gölgesinde siyaset yapan bir ülke gibi göstermeye çalışması, hem diplomatik gerçeklikten hem de siyasal sorumluluktan kopuk bir yaklaşımı işaret etmektedir.
Mehmet Sekmen Başkan’ın altını çizdiği gibi, Cumhurbaşkanımızın meşruiyeti hiçbir küresel odağın onayına değil, aziz milletimizin sandıkta ortaya koyduğu iradeye dayanmaktadır. Bu hakikati görmezden gelen her söylem, aslında milletin kararını tartışmaya açmak anlamına gelir ki bu da demokratik siyasetin ruhuyla bağdaşmaz.
Öte yandan CHP yönetiminin içine düştüğü bu polemikçi dil, partinin kendi vizyon eksikliğini ve ciddiyet sorununu da açıkça ortaya koymaktadır. Somut projeler, tutarlı politikalar ve milletin sorunlarına çözüm üretmek yerine, günübirlik tartışmalarla gündemde kalma çabası; ana muhalefetin içinde bulunduğu çıkmazı gözler önüne sermektedir.
Türkiye, çapsız polemiklerle yön arayan bir siyaset anlayışıyla değil; dirayeti, tecrübesi ve kararlılığıyla kendini ispatlamış bir liderlik iradesiyle yoluna devam etmektedir. Mehmet Sekmen’in bu noktadaki açıklamaları, sadece bir siyasi refleks değil; devlet aklının, millet bilincinin ve sorumluluk duygusunun doğal bir tezahürüdür.
Bu yürüyüş, her türlü mesnetsiz iddiaya rağmen vakarını koruyarak sürecek; millet iradesine dayanan güçlü liderlik, Türkiye’nin yolunu aydınlatmaya devam edecektir.


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.